İnternetin tarihi, bilgisayar ağlarını birbirine bağlama ve bilgi alışverişini sağlama çabalarıyla başlar. İnternetin temelini oluşturan Internet Protokol Paketi (IP Suite), Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen araştırmalar sonucu geliştirildi. Ancak, bu süreçte özellikle Birleşik Krallık ve Fransa'dan bilim insanlarıyla da yakın işbirlikleri yapıldı.
1950'lerin sonunda, bilgisayar bilimi henüz yeni gelişen bir alandı ve ilk hedeflerden biri, aynı bilgisayarın kaynaklarının birden fazla kullanıcı tarafından paylaşılabilmesiydi. Ardından, bu paylaşımın geniş alanlara yayılması fikri gündeme geldi. Bu dönemde, J. C. R. Licklider, ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı ARPA'da, dünyayı birbirine bağlayacak bir ağ vizyonu geliştirdi. Aynı yıllarda, Paul Baran ise RAND Corporation'da, mesaj bloklarıyla çalışan bir dağıtık ağ önerdi. Bu fikirler, bilgisayarların iletişim kurma şeklini dönüştürmeye yönelik ilk adımlardı.
1969 yılında, ARPA, ARPANET projesini hayata geçirmeye karar verdi. Bu proje, Robert Taylor tarafından yönlendirildi ve paket anahtarlama teknolojisi olarak bilinen yenilikçi bir iletişim yöntemi kullanıldı. Bu teknoloji, hem Donald Davies'in İngiltere'de geliştirdiği fikirlerden hem de Baran'ın önerilerinden ilham alıyordu. Projenin teknik altyapısını oluşturmak için, Bolt, Beranek ve Newman ekibi IMP adı verilen iletişim cihazlarını geliştirdi. ARPANET, hızlı bir şekilde Amerika'da büyüdü ve kısa süre içinde İngiltere ve Norveç gibi ülkelere de bağlantı sağladı. Bu ağ üzerinden ilk mesaj, UCLA'dan Stanford Araştırma Enstitüsü'ne gönderildi.
1970'lerde, paket anahtarlama teknolojisi üzerine yapılan çalışmalar hız kazandı ve farklı ağlar ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemde, Louis Pouzin ve Hubert Zimmermann, Fransa'da internetworking yani ağlar arası iletişim üzerine çalışmalar yaparak daha basit ve verimli bir sistem önerdiler. Aynı zamanda, Peter Kirstein, İngiltere'de internetworking'in pratikte nasıl uygulanabileceğini gösterdi. Bob Metcalfe, Ethernet teknolojisinin teorik temellerini attı ve veri iletimi için yeni standartlar önerdi.
Bu çalışmalar, ağlar arası iletişimi sağlayacak standartların geliştirilmesi için zemin hazırladı. Bu noktada, Vint Cerf ve Bob Kahn, 1974 yılında internetworking üzerine yaptıkları araştırmaları yayımlayarak, bugün kullandığımız internetin temelini oluşturan TCP/IP protokollerini geliştirdiler. Bu protokoller, veri iletiminde güvenilirliği sağlarken, farklı ağların birbiriyle uyumlu çalışmasına olanak tanıyordu. Fransa'daki CYCLADES projesinde ortaya atılan bazı fikirler, TCP/IP'nin gelişiminde etkili oldu.
1980'lerin sonlarına gelindiğinde, TCP/IP protokolü yaygın olarak kullanılmaya başlandı ve farklı ülkelerden ağlar bu standart üzerinde birleşmeye başladı. ABD'de, Ulusal Bilim Vakfı (NSF) tarafından desteklenen süper bilgisayar merkezleri arasındaki bağlantılar, NSFNET ile sağlandı. Bu, akademik ve araştırma kuruluşlarının birbiriyle veri alışverişi yapmasını kolaylaştırdı. TCP/IP'nin uluslararası alanda kabul görmesi ve Alan Adı Sistemi (Domain Name System, DNS) gibi önemli mimarilerin ortaya çıkması, internetin bugünkü haline dönüşme sürecini başlattı.
1990'ların başında, internetin ticari kullanımı giderek yaygınlaştı. 1989'da, İsviçre'deki CERN laboratuvarlarında çalışan İngiliz bilgisayar bilimcisi Tim Berners-Lee, hipertext belgelerini birbirine bağlayan World Wide Web sistemini geliştirdi. Bu sistem, bilgilerin internet üzerinde daha kolay bulunmasını ve paylaşılmasını sağladı. Aynı dönemde fiber optik kabloların yaygınlaşması ve dalgaboyu bölmeli çoğullama (wave division multiplexing, WDM) gibi teknolojilerin devreye girmesi, internetin kapasitesini büyük ölçüde artırdı.
Sonuç olarak, internetin gelişimi, iletişimden ticarete, kültürel etkileşimlerden bilgi paylaşımına kadar pek çok alanı dönüştürdü. 1990'ların ortalarında e-posta, anlık mesajlaşma, video görüşmeleri ve VoIP gibi teknolojiler yaygınlaştı. 2000'lerin başından itibaren, internetin telekomünikasyon dünyasındaki payı hızla arttı. 1993 yılında dünya çapında iki yönlü telekomünikasyon ağlarındaki bilgi akışının sadece %1'i internet üzerinden gerçekleşirken, bu oran 2000 yılında %51'e, 2007'de ise %97'ye ulaştı.
Bugün, internet büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Ancak, bu küresel ağın geleceği, bölgesel farklılıklar, politik kararlar ve teknolojik yenilikler tarafından şekillendirilecek gibi görünüyor.