Logarith’in Öfkesi, El Morad’ın Gururu
Güneş,
Adonis Kıtasının üzerine her zamanki gibi doğmadı. Gökyüzü, sanki dökülecek kanın habercisiymiş gibi kızıl ve gri bulutlarla kaplıydı. Bir tarafta, kayalıkların ve bitmek bilmeyen fırtınaların şekillendirdiği, hayatta kalmanın en vahşi elementini bağrında taşıyan
Karus imparatorluğu... Diğer tarafta ise düzenin, şatafatın, beyaz mermerli kalelerin ve sarsılmaz bir kibirin simgesi
El Morad.
Yüzyıllardır süren bu savaş, sadece iki ırkın değil, iki farklı varoluş felsefesinin savaşıydı.
1. Perde: Luferson’da Savaş Davulları
Karus’un kalbi Luferson Kalesi’nde, devasa bir
Arch Tuarek olan General
Vrogath, dev baltasını yere vurarak sessizliği böldü. Etrafında toplanmış olan her sınıftan savaşçı ona bakıyordu: Gözlerinde habis bir yeşil ışık yanan
Wrinkle Tuarek büyücüler, gölgelerin arasında kaybolmuş
Tuarek suikastçılar ve ellerinde devasa kalkanlarıyla saf tutmuş
Purpuro savaşçıları.
Vrogath’ın sesi gürledi:
"El Morad’ın kibirli insanları, bizi bu çorak topraklara sürgün ettiklerinde yok olacağımızı sandılar! Ama unuttukları bir şey var: Karus, küllerinden doğan bir ateştir! Bugün, o beyaz saraylarını başlarına yıkma günüdür!"
Karus ordusu, arkalarında canavar suikastçılar ve gökyüzünü yırtan
Meteor büyüleriyle güneye,
Luna Vadisi’ne doğru yürüyüşe geçti.
2. Perde: El Morad Kalesi’nde Şövalye Yemini
Aynı saatlerde,
El Morad Kalesi'nin yüksek burçlarında, parıldayan Chitin zırhları ve ellerinde
Mirage Dagger,
Raptor ve
Iron Bow gibi efsanevi silahlarıyla insan krallığının elit şovalyeleri dizilmişti.
Kralın en güvendiği komutan,
Xian, ordusuna son kez seslendi: "Onlar vahşi, onlar lanetlenmiş! Biz bu kıtanın gerçek varisleriyiz. Işığın ve düzenin koruyucuları olarak, o yeşil derili canavarların topraklarımızı kirletmesine izin vermeyeceğiz! Kalkanları birleştirin, arkadaki şifacılar (Priest) hazır olsun. Tanrı El Morad bizimle!"
3. Perde: Luna Vadisi’nde Kıyamet
İki devasa ordu, Adonis Kıtasının kaderini belirleyen
Luna Vadisi'nde karşı karşıya geldi. İlk hamle Karus büyücülerinden geldi. Gökyüzü bir anda yarıldı; devasa alev topları ve buz kütleleri El Morad saflarına yağmaya başladı (
Nova Town etkisi yaratan bir büyü yağmuru vadiyi sardı).
Fakat El Morad’ın usta Priest’ları ellerini göğe kaldırarak kalkanlarını açtılar, yaralıları saniyeler içinde ayağa kaldırdılar (
Group Heal).
Hemen ardından El Morad’ın efsanevi okçuları (
Archers), yaylarını sonuna kadar gerip gökyüzünü ok yağmuruyla kapattılar. Karus saflarında yüzlerce savaşçı yere düşerken, iki ordunun öncü birlikleri (Warrior'lar) kafa kafaya çarpıştı. Kılıçların kalkanlara vurma sesi, vadideki dağlarda yankılanıyordu.
Savaşın ortasında, Karus’un en tehlikeli suikastçısı gölgelerin arasından fırladı. El Morad komutanı Xian'ın arkasında belirdi,
Spike yeteneğiyle ölümcül bir darbe vurdu. Xian acıyla diz çöktü, ancak tam o esnada El Morad’ın görünmezlik tozunu basmış suikastçıları da Karus büyücülerinin arkasına sızmıştı bile. Savaş tam bir kaosa dönüştü.
Son Söz: Bitmeyen Döngü
Güneş batarken, Luna Vadisi binlerce savaşçının zırh kırıkları, kırılmış silahları ve dökülen kanlarıyla boyanmıştı. Ne Karus pes etmişti ne de El Morad geri adım atmıştı.
İki ordu da ağır kayıplarla kendi kalelerine çekilmek zorunda kaldı. Karus’un Luferson’daki devasa meşaleleri yeniden yakıldı; El Morad’ın kalelerindeki çanlar yas için çaldı.
Bu savaşın kazananı yoktu. Çünkü Adonis Kıtasında barış, sadece iki savaş arasındaki o kısa, sessiz nefes alma anından ibaretti. Yarın şafak söktüğünde, Colony Zone’da (Cz) pusular kurulacak, savaş davulları yeniden çalacaktı...